Yazı Detayı
20 Ekim 2018 - Cumartesi 19:51 Bu yazı 734 kez okundu
 
SAHİ ANLAYABİLİYOR MUYUZ ?
İbrahim Ertuğrul
civrilhaber@hotmail.com
 
 

 

Dinlediğim bir hikaye ile başlamak istiyorum sözlerime...

Karanlık bir evin içinde ışıl, ışıl 5 adet mum yanarmış.

Bu mumlar, aralarında muhabbet ederlerken;

Birinci mum söze karışmış:

-- Ben sevgiyim... Maalesef artık insanlar bana fazla önem vermiyorlar.

Artık değerim iyice bitti. Işığım eskisi kadar parlak değil. Derken,

bir rüzgar esmiş ve birinci mum sönmüş... Diğer mumlar ağlamaya başlamış.

İkinci mum konuşmaya başlamış:

-- Ben saygıyım, tüm insanlar saygı nedir bilmez oldu. Sadece ismimi biliyorlar fakat beni uygulamıyorlar.

Buna dayanamıyorum... Pencereden girerek ikinci mumu da söndürür.

Bunun üzerine mumlar tekrar ağlamaya başlarlar.

Üçüncü mum söze karışmış:

-- Ben bilimim. Kimse benimle ilgilenmiyor. İnsanlar benimle uğraşacaklarına zevke, sefaya itimat gösterir oldular. İlgisizlikten ömrüm tükendi...

Bu arada dışarıda rüzgârın hırçın sesi duyulur, eve kadar giren rüzgârla üçüncü mumda söner. Bunun üzerine diğer mumlar tekrar ağlamaya başlarlar.

Dördüncü mum araya karışarak:

-- Ben merhametim. Neredeyse hiçbir insanın içinde bulunmaz oldum.

İnsanlar beni kabul etmez oldular, beni istemiyorlar, galiba ömrümün sonuna geldim... Evin içine giren rüzgârla dördüncü mumda söner.

O sırada içeriye giren bir çocuk bakar ki beş tane mumun dört tanesi sönmüş, içerisi kararmaya başlamış...

Üzülür ve ağlamaya başlar. Bunu gören 5 mum bağırarak:

-- Hey çocuk! Korkma! Ben Umut’um. En çaresiz anlarda bile ben yeterim güçlüklere.

Ben yani umut yandıkça diğer mumlar hiç sönmez...

Şimdi tut beni ve diğer tüm mumları yakalım.

Küçük çocuk umut mumu ile diğer tüm mumları yakar, içerisi tekrar aydınlanmaya başlar.

Burada umut mumu haricindeki diğer tüm mumları 1. Dünya Savaşı sırasındaki Osmanlı Devletine benzetebiliriz.

Ne kadar acı bir durum değil mi?

Bir umut mumu lazım değil mi, Diğer tüm mumları yakabilecek?

Kim olacak peki bu insan? Kim?

 

 

    İşte tam bu sıralarda, umutların tükendiği bir anda bir baba yiğit çıkagelir. ;

Sarı saçlı, mavi gözlü, orta boylu hiç bir şeyden korkmayan bir adam. Alev,alev yanmaktadır gözleri...

:ok akıllı ve cesaretlidir.

Tek kendi değil milleti de ayaklandırmakta, cesaretlendirmektedir.

Korkmuyordur hiçbir şeyden, öyle ki kendisine idam kararı çıkmasına rağmen yılmamış, Türk Milletine beraber ve birlik içinde olduklarında her şeyi başarabileceklerine

İnandırmıştır. Başarmıştır da... Yüz binlerce ana kuzusu ile on binlerce ananın fedakârlığı ile yaktığı umut ateşini tüm millete yaymaya başarmıştır.

Bir daha çaresizliğe, umutsuzluğa düşmemek için eski yapılan hataların aksine bilime önem vermiş, yenilikler getirip devrimler yapmıştır Anadolu’ya.

Bir vatanın ancak ve ancak okuyan, bilime uğraşan, idealist gençlerle gelişebileceğine inanmış ve vatanı Türk Gençliğine emanet etmiştir.

Peki, Kimdir bu adam?

Tabi ki de Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk.

 

    Yarışmaya katılmak için yazı yazarken arkadaşım bana '' Yaz kardeşim yaz birinci olana şu, şu ödülleri veriyorlar'' demişti bana.

O sırada bir yarışmanın ismine baktım birde arkadaşımın dediğine, sahi Mustafa Kemal'i anlamak cidden yarışmanın ödülleri için mi Mustafa Kemal'i anlamaktı...

Aslında suç arkadaşımda değildi, düpedüz suç işlemiştim. Neden önce yarışmaya katılmak yerine Mustafa Kemal'i maddi bir kazan olarak gören çevremin

Fikirlerini değiştirmekle uğraşmamıştım, neden ilk başta yarışmayı düşünmüştüm? Madem yarışmaya katılabilecek kadar Mustafa Kemal'i anlayabiliyordum neden ilk

Başta atamızı anlatmadım, onların anlamasını sağlamadım?

Demek ki Mustafa Kemal'i bende anlamamıştım aslında.

Veyahut yazı yazmaktan başka unuttuğum şeyler vardı...

 

 

     Unutulmayı hiç istemiyordu Mustafa Kemal.

Savaşlara giderken bile not defterinde olsun mektuplarında olsun '' Beni unutmayın'' demişti Mustafa Kemal.

Eski dostlarını toplamış yazdığı notlarının altını çizerek en büyü korkusunun notta da yazdığı gibi unutulmak olduğunu söylemişti Mustafa Kemal.

Çok eskilerden bu güne kadar Mustafa Kemal düşmanları çıkmıştı

Hep suçlamışlardı Mustafa Kemal'i.

Peki, nedendi bunlar, insanların çekemedikleri şey ne idi?

Umut ateşini söndürmek istiyorlardı atamız Mustafa Kemal'i Anlamak bu değildi...

 

    8 Yıl sonra... 

İstanbul’a Ertuğrul yatının güvertesinden İstanbulluları selamlarken

Hamdullah Suphi çok heyecanlandı ve Mustafa Kemal'in yanına yaklaştı.

''Kim bilir ne kadar heyecanlısınız'' dedi.

Mustafa Kemal eliyle kalbini tutturdu, ''Orada heyecan yok.'' dedi.

'' Çünkü çok iyi biliyorum ki, gün gelir bu kalabalık bizi linç etmek içinde böyle toplanır.'' 

Ne doğru dedin be atam, nasılda bildin geleceğin sana böyle davranacağını...

Rahat uyu atam ben seni anladım ve anlatacağım.

Yaktığın umut ateşi bazı gençlerde, bazı insanlarda sönmüş olsa da senden aldığım umut ilhamını herkese tekrardan yayacağım.

 

VATANI EMANET ETTİĞİN TÜRK GENCİ

          İbrahim Ertuğrul...

              ( Tefasan )

 

 

 
Etiketler: SAHİ, ANLAYABİLİYOR, MUYUZ, ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı googlef2de222c4589ca27.html