02 Mart 2017 - Perşembe

DALKAVUKLUK MESLEK Mİ, YETENEK Mİ?

Yazar - Bülent Çakır
Okuma Süresi: 4 dk.
Bülent Çakır

Bülent Çakır

civrilhaber@hotmail.com - 0542 612 59 75
Google News

Gündemimizi meşgul etmesi nedeniyle dalkavukluk üzerine daha önce okuduğum yazılardan aldığım not ve fıkralardan bir şeyler toparlamak istedim.

 

Dalkavukluk, güç sahiplerinin çevresini saran kuşaktır.

 

Dalkavuklar, güç sahiplerinin gururlarını okşayarak; onları zorlamadan, kendi kişisel çıkarlarını gerçekleştirmeye isteklendirirler.

 

Dalkavuk çemberi esnektir. Güç sahiplerinin tutumuna göre sahibine yaklaşır uzaklaşır.

 

Dalkavukluk kavun gibi kokmadığından önceden fark edilemez. Zamanla foya meydana çıkınca iş işten geçmiş, dalkavuk atı almışsa Üsküdarı çoktan aşmıştır.

 

Çalıştığınız ortamda, iş dünyasında, siyasette, özellikle, mali ve ekonomik alanlarda o kadar çok ki...

 

Sözlükler, dalkavuğu kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen (kimse), şaklaban, yağcı, yalaka olarak tanımlıyor.

 

Devr-i alem de o denli dalkavuk var ki içeride, dışarıda, yakında, uzakta üzerlerine düşeni büyük bir keyifle sürdürüyorlar.

 

Sanırım en çok da siyaset dünyasındalar.

 

Konuyu dalkavuk fıkralarıyla renklendirelim… Ki dalkavukların ne menem bişey oldukları daha iyi anlaşılsın.

 

Paşanın biri patlıcan yemeğini çok severmiş. Bir gün yemekte:

—Şu patlıcan ne güzel sebzedir, demiş.

Dalkavuğu hemen:

—Haklısınız Paşa’m. Bu patlıcan öyle lezizdir ki kırk çeşit yemeği olur, tatlısı olur, turşusu olur, yemeğe doyamazsınız, diyerek patlıcana methiyeler düzmüş.

Birkaç gün sonra yemekte yine patlıcan varmış. Paşa da o gün tersinden kalkmış:

—Ne bu yahu, yine patlıcan, yine patlıcan! Bari bir şeye de benzese, diye kükreyince dalkavuk hemen söze girmiş:

— Yaa evet Paşa’m! Zaten kara kuru bir şey, tadı yok, kekremsi, yemeği yemek değil, ne tatlısı güzeldir ne turşusu.

Paşa da:

— Sana da bir şeyler oluyor. Daha iki gün önce patlıcanı öve öve bitiremedin. Bugün de yerin dibine batırdın deyince, dalkavuk hemen atılmış:

—Aman Paşa’m, ben sizin dalkavuğunuzum, patlıcanın değil!

****

Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün Bey demiş ki:

- Bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız. Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş.

Biri içeri alınmış. Bey sormuş:

- Sen dalkavuk musun?

- Evet efendim.

- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.

- Olur mu efendim? Ben filan Bey´in yanında şu kadar, fişmekan Bey´in yanında da bu kadar sene dalkavuk olarak calıştım. Bey:

- Olmadı, sen çık. demiş.

Derken ikinci, üçüncü..... adaylar gelmiş, konuşma hep aynı, cevaplar hep aynı.

Bey, dalkavuğunu bulamayacağını düşünmeye başlamış ki, içeri biri girmiş. Bey:

- Söyle bakalım sen dalkavuk musun?

- Evet efendim.

- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.

- Hayır, hiç benzemem efendim.

- Dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.

- Evet efendim. Ben biraz da dalkavuğa benzerim.

Bey hemen dışarı haber salmış:

- Tamam ben dalkavuğumu buldum.

 

Fıkraları okudunuz. Şimdi etrafa şöyle bir bakın.  Fıkralardaki dalkavuklar gözünüzün önüne geldi değil mi? 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları