Şehrin Ekabirleri Kör, Sağır ve Dilsiz Takım Sahada, Siz Neredesiniz?
Taraftar tribünde gereğini yapar. Futbolcu sahada terinin son damlasına kadar savaşır. Şimdi sıra sizde... Ya üzerinize düşeni yapın ya da bu şehrin temsilcisi rolünü oynamayı bırakın!

Bülent Çakır
civrilhaber@hotmail.com - 0542 612 59 75Yıllardır Denizli siyasetinde, sivil toplum kuruluşlarının (STK) vitrinlerinde, karar mekanizmalarında yok sayılan, her fırsatta köşeye itilmeye çalışılan iki kadim ilçe: Çivril ve Çal.
Aydın, Konya, Isparta, Antalya, Muğla ve Afyonkarahisar gibi koca kentlerin kulüplerinin cirit attığı Profesyonelliğe Geçiş Ligi’nde (PGL) koskoca Denizli’yi kim temsil ediyor?
Evet…
O görmezden gelinen, "kenarda dursunlar" denilen Çivril ve Çal!
***
Yeşil Çivril Belediyespor bu ligdeki üçüncü sezonuna giriyor. Hedef belli, çıta yüksek.
Geçen yıl kapısından dönülen o 3. Lig’e bu kez mutlaka çıkmak, bu kentin adını ve sporunu hak ettiği yere taşımak.
Ama nasıl?
Daha birkaç gün önce lige katılım süresinin dolmasına dakikalar kala yapılan müracaatı, yatırılan katılım payı unutulmadı
Para yatırılmadan önce sosyal medyayı yeşil-beyaz sloganlarla meydan savaşı alanına çevirenler, bugün ligin ilk haftası gelip çatmışken nerede?
Bir anda ölü sessizliğine büründüler. Meğer bütün o tantana, para yatırılıncaya kadarmış!
***
Bu kulübün Süper Amatör’den Bölgesel Amatör Lig’e (BAL), oradan PGL’ye gelinceye kadar ne kadar büyük bedeller ödediğini, ne emekler verdiğini yakından takip edenler çok iyi biliyor.
Bu sezon belediye mali olarak daha sahiplenici bir duruş sergiledi, hakkını verelim.
Ancak kentin abisi, daha önce üç dönem ASKF yönetiminde Çivril’i başarıyla temsil etmiş Vehbi Demir olmasaydı bu iş nereye varırdı?
Vehbi Demir tecrübesiyle, maddi ve manevi desteğiyle girdi araya; geçen dönemden kalan o enkazı, o dağınıklığı tek başına toparladı da takım lig öncesi bir kırılmadan döndü.
***
Takım sahaya çıkmaya hazır, hocalar transfer edilmiş, kadro kurulmuş... Ama kulübün resmi bir yönetimi yok! Başkanı belli değil!
Saha hazır, futbolcu hazır, taraftar zaten dünden hazır. Şehirde hazır olmayan tek bir grup var: Şehrin ekabirleri!
Protokol listelerine girmek için birbirini yiyenler, törenlerde ön sıradan koltuk kapmak uğruna her türlü ilkesizliği göze alanlar, çeyrek asır aynı koltuğa yapışıp kalkmayanlar, şehrin idaresinde "sen-ben" kavgası verip güç zehirlenmesi yaşayanlar...
Şimdi nerede?
Şimdilik hepsi kör, sağır ve dilsiz!
Bu takımın en büyük eksiği para.
Eğer reklam ve mali destek gelmezse, bu gençler sahada rakipleriyle değil; moralsizlikle ve parasızlıkla mücadele edecek.
Oda başkanları, belediye meclis üyeleri, şehrin yönetiminde söz sahibi olan her kim varsa bu takıma derhal sahip çıkmak zorunda!
Özellikle STK’larda ve belediye iştiraklerinde "huzur hakkı" adı altında ceplerini dolduran oda başkanları; bu imkânları size bu şehir verdi!
Kendi şahsi gelirinize ya da emekli maaşınıza kimse göz dikmiyor. Ama bu şehrin vesilesiyle elde ettiğiniz o gelirlerin cüz'i bir miktarını bu şehre, bu takıma geri vermek zorundasınız!
Öyle oda bütçesinden iki tane bayrak bastırıp "Biz üzerimize düşeni yaptık" kurnazlığına yatamazsınız! O bayrağın parası sizin cebinizden değil, üyenin cebinden çıkıyor.
Birlik mi sağlanacak? Bütünlük mü kurulacak?
O zaman şehrin imkânlarını sonuna kadar kullanan ağalar ellerini kendi öz ceplerine atacak!
Taraftar tribünde gereğini yapar. Futbolcu sahada terinin son damlasına kadar savaşır.
Şimdi sıra sizde...
Ya üzerinize düşeni yapın ya da bu şehrin temsilcisi rolünü oynamayı bırakın!